Hastalık bilgi bankası
Google+
Anasayfa » Beyin Hastalıkları »

Hidrosefali Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavileri Nelerdir?

Hidrosefali Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavileri Nelerdir?

Hidrosefali hastalığı: Beyin boşluklarının (karıncıklarının) genişlemesiyle birlikte beyin-omurilik sıvısının basınç ve miktarında artmadır.  Diğer bir ifadeyle beyin içerisinde ve etrafında olması gereken miktardan fazla sıvı birikmesi olarak da bilinir.  Beyin omurilik sıvısı kafa yapısı içerisinde beyin zarıyla omurilik etrafında yer alan ve beynin yapısında bulunan karıncık isimli boş alanlarda yer alan saydam renkte bir koruyucu sıvıdır. Beyin omurilik sıvısının görevi  beyini dış etkenlerden koruyarak beyinde meydana gelebilecek zararı en aza  indirmeyi sağlamaktır. Karıncık bölgesinde bulunan damarlar sayesinde bu sıvı sürekli özel hücreler tarafından üretilmekte ve beyin içerisine salgılanmaktadır.

 

Hidrosefali hastalarının büyük çoğunluğunda  beyin omurilik sıvısının dolaşım yolundaki herhangi bir noktasındaki tıkanmaya bağlı olarak oluşur. Tıkanma karıncıkları birbirine bağlayan delikler veya kanalda olabildiği gibi emilimin olduğu son noktada da olabilir. Bu tıkanmanın nedeni, bir kafa darbesi, enfeksiyon ya da tümör den kaynaklı olabilir. Hidrosefali hastalığı doğuştan olduğu gibi sonradan da meydana gelebilir.

 

 

Hidrosefali Hastalığının Nedenleri:

 

Omuriliğin anne karnında kapanmayıp açık kalması,

Karıncıklar arasındaki su kanalı darlığı veya tıkanıklığı,

Beyinciğin veya  beyin sapının kafa tasından omurilik kanalına fıtıklaşması,

Beyin Omurilik Sıvı yollarını daraltan veya tıkayan içi sıvı dolu kesecikler,

Beyin, beyincik ve beyin sapı tümörleri,

Menenjit ve benzeri enfeksiyonlar,

Beyin boşlukları içine veya beyin zarı altına kanamalar,

Beyin Omurilik Sıvısı üreten organın tümörü,

Kanama, enfeksiyon veya iltihap sonrası beyin zarı altında Beyin Omurilik Sıvı akımının engellenmesi

Genetik ya da ailesel hidrosefali hastalığı,

 

 

Hidrosefali Hastalığının belirtileri:

 

Baş çevresinde büyüme

Bıngıldakta genişleme ve gerginlik,

Kafadaki damarlarda belirginleşme,

Gözlerin yukarıya doğru bakmaması

Kafa içi basıncın artmasına bağlı olarak baş ağrısı

Kusma

Çift görme

Huzursuzluk , denge problemleri

Konuşma ve yürüme geriliği

Dalgınlık , unutkanlık

Görme Bozukluğu

 

Hidrosefali Hastalığının Teşhis ve Tedavisi:

 

Teşhis: Beyin ve Sinir cerrahi uzmanı tarafından muayene edilerek hastalığın kesin teşhisi bilgisayar ile yapılan tomografi ile konur. Uygulanan bu yöntem sayesinde içerisinde sıvı olan birikmiş olan bölgeler rahatlıkla bilgisayardan görülebilir. Tomografinin hastaya herhangi bir tehlikesi bulunmadığı gibi baş ağrısına neden olmaz. Hidrosefaliye neden olmuş herhangi bir kist veya tümör oluşumunun saptanması bu yöntem ile oldukça basittir ve yaygın olarak kullanılır.

 

Tedavi: Tıkanma nedeni tümörden kaynaklanıyorsa ise buna yönelik girişim yapılabilir ya da toplanan fazla sıvı, vücudun başka bir yerinden emilecek şekilde uygun bir yol ile yönlendirilir. Bu  işlem  “şant” denilen cihazlar sayesinde yapılır. Bu cihaz Silikon bir tüpten oluşur ve bunun kalınlığı tükenmez kalem içindeki mürekkep konulan plastik kısım kadardır. Şant üç bölümden oluşur:

 

Ventrikülo–Peritoneal (VP) Şant: Kafa içindeki fazla sıvı, deri altından karın boşluğuna yönlendirilir. Sıvı karın zarı tarafından emilir. Yan karıncık içine yerleştirilen tüp, boyun ve gövdeden deri altından geçirilerek karın boşluğuna yönlendirilir. Uygulanması basittir ve tıkanma olduğunda düzeltilmesi daha kolaydır.  Bütün dünyada en çok tercih edilen şant tipi ventrikülo-peritoneal şanttır. Diğer şant yöntemlerine göre sorunları hem daha az görülür hem de daha az tehlikelidir.
Ventrikülo-Atrial (VA) Şant:  Fazla sıvı karın yerine, kalbe giden toplardamardan birine yönlendirilir.
Ventrikülo-plevral (VPl) Şant: Bu yöntemde beyin içindeki sıvı, tüp ve valf aracılığı ile akciğerin etrafında bulunan zarın (plevra) iki yaprağı arasına boşaltılır.  Ventrikülo-plevral şant 5 ya da 6 yaşından daha küçük çocuklarda uygulanmaz. Çünkü biriken sıvı akciğerlere bası yapıp solunum sıkıntısı yaratabilir. Bu yöntemin uygun olmadığı durumlar ise; göğüs boşluğunda bir başka nedene ait sıvı birikiminin olması ve bu nedenle solunum sorunları olanlar, göğüs kafesinin küçük ve emilim alanın dar olması nedeniyle küçük çocuklar, böbrek-kalp yetmezliği olan hastalar

Sponsor Bağlantılar